GENE TEMEL
Başkan Temel..
Başkan Temel bir hapishaneyi teftişe gitmiş.
Bir tanesi dışındaki tüm mahkûmlar suçsuz olduklarını, haksızlığa uğrayıp hapse düştüklerini anlatmışlar.
O tek mahkûm;
— Şeytana uyup bir suç işledim, cezamı hak ettim.
Deyince; Temel, hapishane yöneticilerine dönmüş ve emretmiş:
— Bu adamı serbest bırakın, öteki masum insanların ahlakını bozmasın!
Diş Hekimi;
Diş ağrısı çeken Temel, Dursun’un tavsiyesi üzerine, karı-koca diş hekimlerinin adresini uzun aramadan sonra buldu.
Ortak Tabelada ne mi yazıyordu?“Diş Hekimi
Oya Bilir - Kaya Bilir”
Gelmedik Zaten
Sol tarafına felç inen Temel;
— Doktor beni morga mı götürüyorsunuz?— Evet.
— Ama ben daha ölmedim ki…
— Olsun biz de daha gelmedik zaten…
ÖT ULAAA
İki sevgili; Fadime ile Temel köyün girişinde gizlice konuşuyormuş… Sohbetin en koyu yerinde Dursun dayı,
- Fadimeee !! diye bağırmış…
Babasının sesini duyan Fadime apar topar kaçarken, Temel arkasından seslenmiş;
—Yarın horozun ötme vaktinde burada ol Fadime…
Ertesi gün Fadime gelmiş, ama saatler geçmesine rağmen Temel ortada yok… Meraklanmış kızcağız, kalkıp evine gitmiş, aramış taramış ı-ıh… Tam evden uzaklaşacak kümesten garip sesler geliyor… Dayanamayıp bakmış, bir de ne görsün?…
Temel horozun boğazına yapışmış;
—Öt dedim saa. Çok geç kaldım da!! Öt ula, öt… Öt!… ÖT!!
BİLİNEN KÖY
Hacı Amca ölmüş..Fakat öbür tarafta karşılayan melekler
— Hacı Amca kusura bakma biz seni yanlışlıkla aldık, daha senin üç yılın var!! Seni eski yerine yollayamayız, herkes öldüğünü biliyor. Bu yüzden başka bir kimlikle gideceksin. Fakat elimizde iki tane kadro var, biri profesörlük diğeri ise ip.ik istediğini seçebilirsin!!
Hacı Amca düşünmüş, düşünmüş, düşünmüş ve ip..liği seçmeye karar vermiş. Tabi hemen iyilik melekleri yanına gelmişler
— Aman hacım ne yapıyorsun bunca yıl edebinle yaşadın koskoca profesörlük varken hiç ip..ik istenir mi ..?!
—Çok düşündüm, zaten topu topu üç yıl yaşayacağım, bilmediğim onca şeyi kafama sokacağıma, bildiğimi denerim!
AĞAÇTAKİNİ ALALIM
Kayserili ve Temel Afrika’ya safari yapmaya giderler. Derin ormanlarda Aslan izi sürerlerken birden davul sesi duyarlar ve Kayserili hemen bir ağaca çıkar. Arkasından hemen bir zenci kabilesi gelip yerde kalan Temel’e tecavüz eder. Gittiklerinde Kayserili ağaçtan inip halsiz Temel’e yardım eder, çünkü fena halde yaralıdır.
İkinci gün yine davul sesleri duyarlar, yine Kayserli ağaca çıkar ve Temel yakalanıp tecavüze uğrar. Üçüncü ve dördüncü gün yine aynı olay olur. Ama beşinci gün Kayseriliyi tam ağaca çıkarken Temel tutar;
— Ula dur hele! 4 gündür benim namus cider, bu defa ben ağaca çikacağum da!!.
Kayserili Temel’in haline acır ve” tamam” der.
Zenciler geldiğinde hemen Kayseriliyi yakalarlar, ama başları;
— Bırakın onu; 4 günden beri onu hallediyoruz, artık ondan neşe alamıyorum, bu seferde ağaçtakini alalım!
ORTA YAŞ SENDROMU
Orta yaşlı, yıllarını devlet hizmetinde geçirmiş, feleğin çemberinden geçmiş, içinde yılların biriktirdiği keşkeler, böyle yada şöyle olsalar dan başka uhdesi olmamış, monoton yaşama uymuş, her zamanki gibi eşinin vır vırından bıkmış, daha mesaiye bir saatten fazla zamanı olmasına karşın kendisini sokağa atmış.
Aheste aheste etrafı seyrederek daireye ulaşmak üzere yolla çıkan mazbut memur,.seyir sırasında karşı apartmana odaklanmış birden.Fıstık gibi bir sarışın kendisine el sallıyor, gülücükler gönderiyormuş.
- “Allah Allah rüya mı görüyorum!”diyerek etrafına bakmış, kimsenin olmadığını, işaretin kendine geldiğini anlamış..Afet, kendisini eve çağırmaktaymış.Gözlerine inanamamış.Böyle bir fırsatın bir daha yaşamda kendisine gelemeyeceğini de düşünerek dayanamamış ve eve girmiş.Kadın adeta bir afetmiş ve hemen işe koyulmuşlar.Al takke ver külah devam ederken kadının kocası aniden çıkagelmiş. Vee durumu tüm vahametiyle görmüş; öyle olmaz böyle olur diyerek, garibimizi adamakıllı halletmiş ve
— Bu sana ders olsun! diyerek salmış.
Garibim ertesi gün işe giderken alışkanlıkla aynı pencereye yine bakmış.Ah oda ne!! Sarışın afet yine pencerede ve yine gel gel diye işveyle işaret etmekteymiş..Hatta seslenmiş;
— Dün bir yanlışlık, hata oldu, bu gün adam yok.
Garibim tüm cesaretini toplayarak, eve girmiş. Yine başlamışlar alt alta üst üste, derken kadının kocası yine çıkagelmiş.
— Demek dünkünden akıllanmadın!! demiş ve garibime bir emek daha döşenmiş;
— Sana ders olsun! diyerek bırakmış.
Ertesi gün kaderine küskün bir şekilde yine işe giderken aynı pencereye bir göz atmış… Oda ne? Sarışın yine camda ve durmadan işaret ediyor,
— Gel! Ne olur gel, kocamı hastaneye kaldırdılar artık imkânı yok
gelemez!.
Bunun üzerine garibimiz şöyle bir bakmış;
— Boş veeer! Kocan yoksa gelmeem!!
BİLGİSAYAR İSTEREEM
İlkokul öğrencisi Şehmuz okula gelir, ama her tarafı yara bere içinde, hocası sorar,
— Şehmuz oğlum ne bu hal?
— Bubam dövmiştir.
— Niye oğlum?
— Valla bilmirem hocam, akşam evde yatırık, biraz sonra bubamın sesini duyuram,Ali uyudun mi ?Ali’den ses çıkmir, Veli uyudunmi ? e veliden de ses çıkmir. Mehmet uyudin mi? Mehmetden de ses çıkmiir. Şehmuz uyudin mi diy, ben de yok buba uyumadım diyrem oda geliy beni doviiy.
— Bak Şehmuz bu gibi durumlarda uyumasan da ses etmemek gerekir, der.
Şehmuz kafa sallar eve gider ama ertesi gün daha fena dövülmüş olarak gelir. Bunu gören hoca merakla gider yanına;
— Şehmuz yine baban mı dövdü?
— He valla hocam.
— Niye Şehmuz ne oldu?
— Hocam akşam evde yatırık, Ali, Veli, Mehmet den ses çıkmayinca ben de uyumirem ama hiç ses etmirem. Bunun üzerine anam ile bubam bir gıpraşmaya başladiler anlamirem ne oliy biraz sonra anam arkadan da bubam gelirem deyince, nereye gidersiniz? bende gelirem ,dedim..
— Oğlum bunlar anne baba, gider gelir. Sen oralı olma. Uyuyo gibi yap.
— Peki Hocam.
Ertesi gün Şehmuz’un bir bacak kırık gelir okula.
—Bu sefer ne oldu? der hoca.
— Hocam, dediğin gibi yapmişem. Hiç ses çıkarmamişem. En son bubam anama,“ben çocuk istirem, ben çocuk isterem!” diye bağırmaya başlayınca; ben de fırsat bu fırsat “Ben de bilgisayar istirem” dedim!!!!
AĞZINDAN ÇIKANI SEVMEM
Akşam geç vakit lokantaya giren gazeteci Musa Ağacık, lokantadaki garsonu çağırarak:
— Kardeşim demokrasi ve hak adına bana git bir şeyler getir. Karnım çok aç!!
— Peki efendim, diyen garson içeri gider.
Biraz sonra elinde bir tabakla gelerek:
— Buyurun efendim.
Musa Bey, bakar;
— Bu ne?
Garson:
— Efendim, bu danadili. Sadece bu kalmıştı da onu kızartmıştım.
Musa Ağacık elinin tersiyle tabağı ileri doğru iterken:
— Kardeş, demokrasi ve hak adına sen bunu al götür. Ben öyle bir hayvanın ağızdan çıkan pis şeyleri sevmem!. Sonrada:
— En iyisi bana iki yumurta kırda getir!!.
DAHA İYİ KAZANÇ

Adamın biri bir bakmış yazıcısı silik bir şekilde basıyor, hemen teknik servisi arayıp durumu anlatmış. Görevli;
— Temizlenmesi gerekiyor olabilir efendim. Aslında bunu kullanma kılavuzunu okuyarak kendiniz de yapabilirsiniz, çünkü biz bu işlem için elli dolar alıyoruz.
Adam bunu duyduğuna hem çok sevinmiş hem de şaşırmış..
— Patronunuz bu şekilde işe sekte vurduğunuzu biliyor mu?
Görevli;
— Bu zaten patronun fikri! İnsanlar bize getirmeden önce kendileri tamir etmeye kalktıkları zaman daha iyi para kazanıyoruz.
CENNETLİK
Hoca hanımlara vaaz veriyormuş. Kadınlardan biri sormuş:
— Hoca efendi, bir mühendisle zina yaparsak cezası ne kadar?
Hoca yanıtlamış:
— 3 sene.
Bir diğeri atılmış:
— Peki, hocam ya doktorla zina yaparsam?
— 4 sene.
—Ya avukatla?
— 5 sene.
En sonuncusu sormuş:
— Peki ya bir hocayla?
Hoca parmağını kadına doğru sallamış:
— Seni gidi uyanık seni! Cennete gitmek istiyorsun galiba!
YANLIŞ ADA
Delikanlı zamparalıkta kâmil bildiği arkadaşına yalvarır;
— Abi ne olur! Zamparalık nasıl yapılır? Bana da öğret!
— Bak oğlum! Akşam en son kalkan ada vapuruna bineceksin, Heybeliada da ineceksin, orada eşini bekleyen birçok kadın göreceksin, kocası gelenler birlikte giderler, kocası vapurdan çıkmayan kadınlardan birini gözüne kestirir beraber yemeğe gitmeyi teklif edersin. Ehhh ondan sonrası sana kalmış.
Delikanlı o gün son ada vapuruna binmiş, vapurdaki sallantı ninni gibi gelince, uyuya kalmış, gözlerini açtığında Heybeliada’yı çoktan geçip Büyükada’ya yanaştıklarını fark etmiş.
— Olsun ada değil mi bir şey fark etmez! deyip, vapurdan inmiş.Gerçekten de birkaç kadının kocası gelmemiş. Bizimki gözüne kestirdiği hanıma birlikte yemek yemeyi teklif etmiş. Kadın da;
— Burası küçük bir yerdir herkes birbirini tanır bu yüzden evime gidelim!!
Bunlar yemekten sonra gerekli işleme başlamışlar on dakika sonra kapı paldır küldür açılmış ve kadının kocası girmiş.
— Karıcıım geç kalınca bir motor tuttum geldim ve gelmeyince bunu da mı yapacaktın bana?!!
Bu arada bizimkine dönmüş, hiddetle;
— Ulan hergele!! Sana Heybeliada dedik, Büyükada değil!









